03 Şubat 2010

"En büyük hobileri deniz"

önceki 1 / 0 sonraki

 

Yelken tutkunu olan 10 iş adamının yolları denizde kesişti.

Üst düzey iş adamlarının Türkiye'de son yıllardaki en büyük hobisi deniz... Aralarında sadece keyif için denize açılanlar olduğu gibi, adrenalin yaşamak için uluslararası yelken yarışlarına katılanlar bile var. Yolları denizde kesişen iş adamlarından 10'u geçtiğimiz yıl sessiz sedasız bir araya gelip "Alaturca" adını verdikleri yelken takımıyla Çin'de düzenlenen "China Cup" (Çin Kupası) a katıldı. 30 yelkenlinin katıldığı yarışta yedinci olan ekibin dümencisi Barbaros Akyelken ve taktisyeni Vedat Tezman, Çin Denizi maceralarını anlattı.

Çin'in Hong Hong ve Shenzen kentlerindeki yedi etaplık "China Cup"a katılan Türk işadamlarından kurulu Alaturca Takımı'nın dümencisi Barbaros Akyelken, 42 yaşındaki üst düzey bir yönetici... Dedesi deniz subayı olduğu için soyadı kanunu çıktığında "Akyelken" soyadını almış. Denizle ilk tanışması 13 yaşında babasının yelkenlisine bir kereliğine binmek istemesiyle olmuş. O gün bugündür yelkenlinin üzerinden bir an bile inmek istememiş. Her ne kadar yelken sporunu "hobi" olarak görse de, denizde bir profesyonelden hiçbir eksiği yok. 1984 yılından bu yana yelken yarışlarına katılıyor. Snipe E sınıfında bir Türkiye üçüncülüğü bile var. Akyelken'le aynı şirkette çalışan 52 yaşındaki Vedat Tezman ise ekibin taktisyeni. 35 yıllık bir yelkencilik geçmişi var. Beş kez Tayk trofesi kazanmış, "Cap İstanbul Figaro" (Rota İstanbul) gibi uluslararası yarışlara katılmış deneyimli bir yelkenci...

Dünyadaki en iyi dümenciler hep yaşlı olur

Barbaros Akyelken, takımları "Alaturca"nın altısı Mazda, üçü Goblin, biri de Proveza ekibinden 10 kişinin katılımıyla kurulduğunu belirtiyor. Alaturca'nın en önemli özelliği, hem üst düzey işadamlarından, hem de yelken profesyonellerinden oluşması... İşadamlarının bazıları yelken sektöründe, bazıları ise inşaat, alışveriş merkezi, cam, matbaa gibi sektörlerde çalışıyor. Alaturca'da kıdemli denizcilerle, gençler bir araya gelmiş. Ekibin en büyük ismi, 55 yaşındaki ana yelken trimcisi Ahmet Edipoğlu... 45 senelik yelkenci Edipoğlu, Türkiye Yelken Federasyonu'nda yıllarca yöneticilik yapmış. Alaturca'nın en genç isimleri ise, 26 yaşındaki Pitman Mehmet Ali Karamehmet ve Boluman Görkem Ertüyün... Vedat Tezman, yelkencilikte yaşın dezavantaj olmadığı konusunda ısrarlı: "Tekneyi süren ne kadar tecrübeli olursa, o kadar iyi. Elin ayağın tuttuğu müddetçe yaparsın. Ne kadar yol yapmışsan, o kadar tecrübelisindir. Futboldaki gibi yaş dezavantajınız yok. Tam tersine, dünyadaki en iyi dümenciler de hep daha yaşlı olur."

Yat yarışını seven işini de, eşini de ayarlar

Barbaros Akyelken iş adamlarının denizle ilişkisini anlatırken, "Herkesin vakti çok kıymetlidir. Denizi seven, hele de yat yarışını seven adam, illa ki işini ve eşini ayarlar. Ne olursa olsun, zaman yaratır ve yarışa gider" diyor. Her hafta sonu kış soğuğuna ve yağmura aldırmadan antrenmanlarını İstanbul'da gerçekleştirdiklerini anlatan Akyelken, "Yat yarışçılığı adrenalini tarif edilemez bir duygu. Bizim ekibimiz de bu duyguyu tatmak isteyen insanlardan oluşuyor" diyor. Yağmurun kendilerini çok etkilemediğini belirten Akyelken, haftada bir 2-3 saat antrenman yaptıklarını ve 52 hafta sonunun en az 45'ini denizde geçirdiklerini dile getiriyor. Geçen hafta sonu İstanbul'da 30 knot esen bir poyrazda bile antrenmanlarını iptal etmediklerini söyleyen Akyelken, yılda bir kez "uzun yarışa" (off shore) katılarak İstanbul'dan Çeşme veya Bodrum'a gidiyor.

Aynı tip 30 tekne Çin'de kıyasıya yarışıyor

Her yıl Çin'in Hong Hong ve Shenzen kentlerinde düzenlenen "China Cup" yelken yarışının en büyük özelliği, 30 aynı tip teknenin (40 feet- 12m) birbirleri ile yarışması... Bu yelkencilik sporunda "filo yarışı" (fleet race) olarak adlandırılıyor. Vedat Tezman, "30 adet aynı tip tekneyi bir araya getirmek çok zordur. Yat yarışlarında ‘handikap' sistemleri vardır. Bir handikaba göre, 10 metrelik tekne de 15 metrelik tekneyi rahatlıkla geçebilir. Ama ‘One Design Fleet' (Tek Tip Filo) yarışlarında her tekne eşit şartlarda yarışır. Ekibin ne kadar iyiyse, o kadar başarılı olursun. Manevra kabiliyeti, dümencinin iyi olması, ekipteki trim yapan (yelkenleri ayarlayan) elemanın iyi olması ve rüzgârı iyi koklaması, ekibin yeteneğini ortaya çıkaran faktörlerdir." Vedat Tezman, teknelerine "Alaturca" adını niçin seçtiklerini ise şöyle anlatıyor: "Çinliler bizden takım adı olarak Türkiye'yi çağrıştıran bir kelime kullanmamızı istedi. Biz de oylamayla tekne ve ekip adı olarak Türkleri çağrıştıran Alaturca'yı seçtik."

Yelkende de futboldaki gibi takım olmak önemli

Alaturca'nın dümencisi Akyelken, bir yelken takımının en önemli adamlarından biri olan dümencide bulunması gereken nitelikleri şöyle anlatıyor: "Dümencinin en büyük özelliği hoşgörülü olmayı becerebilmesi... Takımı iyi bir manevra yapamayıp geri düşse bile, arkadaşlarına yarışın bitiş hattında sona ereceğini söyleyebilmeli. Geriye düşülünce herkes demoralize olur. Böyle bir durumda sen kötü sözler söylersen, takım o anda biter. Ekibi motive etmen lazım. Dümencilik zor iş. Hem rakiple, hem de rüzgârla mücadele ediyorsun. Tabii ki rüzgârı iyi koklayacaksın. Ama diğer ekip arkadaşların da önemli. Mesela, "Pitman" adı verilen, ön ve arka sağdaki yelkenleri basan arkadaşımız da kritik bir görev yapıyor. Pitman'ın 3 saat süren yarıştaki görev süresi 10 kez yelkenleri basmak. Bu da 1.5 dakika sürüyor. Ancak, pitman işini 2 dakikada yaparsa, yarışı kaybederiz. Baş üstü pozisyonundaki arkadaşımız da, balon yelkeni 30 saniye yerine bir dakikada basarsa zaman kaybedilir." Tezman da, yelken sporunun kuralını şöyle anlatıyor: "Yelken de futbol gibidir, tek farkı takım oyunu bu kez denizde oynanır."

Teknede bavullarla yarışmak zorundaydık

China Cup, 30 Ekim-2 Kasım 2009 tarihleri arasında yapıldı. Alaturca'nın en büyük handikapı ise, Çin Hükümeti'nin katı kurallarıydı. Akyelken, başlarından geçen ilginç anıyı şöyle anlatıyor: "Hong Hong'da havaalanında indik. Herkesin en az 20 kg bavulu vardı. Organizasyon bavulların Shenzen'e transferi için refakatçi istedi. Ama bizim ekipte herkes yarışacağı için tekneye bavullarla girdik. Ekstradan 200 kg taşıdık. Bu da yarışta yavaşlamamıza sebep oldu. Bir ara bavulları denize atmayı bile düşündük ama vazgeçtik."

36 derecede yarıştık, tayfundan korktuk

Vedat Tezman, rüzgârın sıfıra düştüğü anlarda 200 kg yükleri yüzünden geri kaldıklarını vurguluyor: "36 derecede piştik. Son gün Tayvan'a ilerleyen tayfun burayı da etkiler diye korktuk. Nitekim rüzgâr 30 knot'a çıktı ve deniz kabardı. Dalgaların büyüklüğü sancak-iskele pozisyonlarında daha dikkatli olmamızı gerektirdi. Bir keresinde de balon yelkenimizin alt yakası yırtıldı."

Tuğrul Tunalıgil

 

Bilgi ve Üyelik
Kendi Blogunuzu Yaratın
Forumlara Katılın

footer