HABER DETAY

28 Haziran 2010 12:10

"Tiyatrodan başka bir şey yapamazdım"

Tiyatro sanatçısı Jülide Kural, Bebek sahilinde özgürlük ve kadınlara dair tüm soruları içtenlikle yanıtladı, tiyatro aşkını anlattı...

Önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehir Tiyatroları'ndaki "Bakhalar" adlı oyunu konuşalım. Bize rolünüzü anlatır mısınız?
"Bakhalar" 2 bin 500 yıl önce yazılmış bir oyun aslında. Antik Yunan metni bu. Tiyatronun da en klasik metinlerinden biri. Dünyada hiçbir zaman bitmeyen, tükenmeyen bir meseleyi anlatıyor; kadın-erkek meselesi... Ama çok fazla seyirci çekecek bir oyun olmayacak. Çünkü sanat çıtası çok yüksek. Sanat çıtası ne kadar yükselirse, seyirci sayısı o oranda azalır.

Bakhalar'ın anlamı nedir?
O dönemin rahibeleri anlamına geliyor. Dokunulmamış, el değmemiş, hayattaki egemen şiddet ilişkisini yaşamamış insan grubu... Kadınlarımızın bu oyunu izlemesini isterim. Bu arada Romanya'da Balkan Tiyatro Festivali yapılacak, bu festivale biz de oyunumuzla katılacağız.

Biraz geçmişe dönelim... Üniversitede önce felsefe, sonra tiyatro okudunuz. Bu oyunculuk aşkı nasıl başladı?
Aslında felsefe ile tiyatro aynı andaydı. Önce felsefeyi bitirdim, bir yıl sonra tiyatroyu. İki üniversiteyi beraber okudum. Bu aşkın nasıl başladığına gelince... Çocukken masanın üzerine çıkıp taklitler yapardım, insanları güldürürdüm. Ayrıca kendi kendime konuşmayı severdim, aynalarla yakın dostluk kurmuştum. Oyun geliştirmek için bakardım aynalara, saçımı düzeltmek için değil. İzmit'te büyüdüm. Lise birinci sınıftayken halk eğitim merkezine bir tiyatrocu geldi ve "Bir oyun sahneye koyacağım" dedi. Bizlerin arasından oyuncu seçti. Benim seçilmemin tek nedeni saçlarımdı. Dümdüz ve çok uzun saçlarım vardı o zaman. Tek bir laflık roldü benimki. Onu o kadar iyi söyledim ki, sonraki gösterilerde laflarım büyüdükçe büyüdü...

Önce saçlarınızla dikkat çektiniz, sonra tek laftan çok lafa ulaştınız. Ve tiyatro sahnesine yerleştiniz...
Evet, öyle oldu. Lise sonrasında tek tercihim Ortadoğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'ydü ve kazandım. Ankara'ya gittim. Bu arada AST'ta (Ankara Sanat Tiyatrosu) oynadım, oyunculuğa iyiden iyiye alıştım. Tiyatrodan başka şey yapamazdım, bunu anladım. Felsefe okurken naklimi İstanbul'a aldırdım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavına girdim. O arada da tiyatrolarda çalıştım, televizyon dizilerinde rol aldım. Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı başardım.

"Sıkı bir feministim"

Aileniz tiyatroya girişinize tepki göstermiş miydi?
Elbette; onlara kalsa hukuk okumam gerekiyordu. Ama ben zaten seçimimi yapmıştım. Tiyatro benim hayatım. Oynadım, oyunlar yönettim, kendi tiyatromu kurdum...

Ateş Tiyatrosu'nu kurdunuz...
Evet, tiyatroda yaşadığınız tüm sıkıntılar sahneye çıktığınız an uçup gider. Sahneye her çıkışımda müthiş heyecanlanırım. Bazıları memur oyuncu olarak bu heyecanlarını yitirirler nedense. Ama doğru olan o heyecanı yitirmemektir. Bu bir an önce ünlü olmayı düşünenlerin yolu değil tabii. Bana çok şeyler sunuldu, bir anda zirveye çıkıp popüler olabilirdim. Çok paralar kazanabilirdim. Ama kendi özgürlüğümden, onurumdan ödün vermeden, kendi belirlediğim yolda yürüdüm.

Siz kadın hakları konusunda çok duyarlısınız.
Evet, sıkı bir feministim. Bunu açıkça söyleyebilirim.

Türkiye'de kadının konumu, durumu ne peki?
Erkek egemenliğinin kadını hapsettiği, ezdiği bir dünyada yaşıyoruz. O kadar çok kadın öldürülüyor ve bunun adına namus cinayeti deniliyor. Neden bizim namusumuz erkeklerden soruluyor ki! Namusumuz bizden sorulur. Biz ne kadar özgür olursak, siz erkekler de o kadar özgür olacaksınız. Kadınlar olarak bu konuda epey yol aldık. Ama yine de önümüzde çok yol var.

Yüksel Şengül
 

Yorum 0
 

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın.
Giriş yapmak için tıkla!

Gönderildi Öneri Üyelik