HABER DETAY

15 Kasım 2013 14:14

Mavi en sıcak renktir!

Tunus asıllı Fransız yönetmen Abdellatif Kechiche’nin yönettiği ‘Mavi En Sıcak Renktir’ (La Vie d’Adèle), haftanın değil, her bakımdan yılın filmi.

 

Bu sene Cannes’da Altın Palmiye’yi kucaklayan dramatik aşk hikâyesi, eleştirmenleri de izleyicileri de hayli konuşturmuş, ikiye bölmüştü. Bazı eleştirmenler ‘başyapıt’ payesi verirken bazı izleyiciler salonu terk ediyordu. Üç saatlik eserin yedi dakika süren ‘lezbiyen seks sahnesi’ydi bu kırılmayı yaratan. Film, Julie Maroh’un aynı isimli çizgi romanından ‘uyarlama’ydı. Çizgi romanın dört sayfasında yer verdiği bu tutkulu ilk sevişme anı, filmi izleyen Maroh’u tatmin etmemişti. Blog’unda, “Kaba, soğuk, güya lezbiyen pornoya dönüşmüş bir sevişme sahnesi. Beni hasta etti” diyecekti. ‘O’ sahnenin erkek gözüyle, röntgenci bir bakışla çekildiği eleştirilerine kendi adıma katılıyorum. Ama bu fikre varmam zaman aldı. Film Ekimi’nde izledikten sonra uzun süre sahnenin neye hizmet ettiği üzerine kafa yordum. Evet, bir aşk hikâyesi anlatıyorsanız sevişmek de buna dahildir. Ama acaba bu bize iki kişilik, paylaşılan bir tutkuyu mu anlatıyordu, yoksa Adele’in dünyayı yutmak istercesine her şeyi iştahla tüketmesinin yataktaki karşılığı mıydı?

Hemen hemen filmin ortasında bir yerde kalan sahne, çizgi gibiydi. İlk yarıda 15 yaşındaki Adele’in, Emma’nın yardımıyla cinselliğinin farkına varmasını, kendisiyle, arkadaşlarıyla, ailesiyle hesaplaşmasını, bu durumun getirdiği sancıları, bir aşkın filizlenişini izliyordunuz.

İkinci yarı ise homoseksüel ya da heteroseksüel fark etmez, aşkın hep aşk olduğunu, uçurduğunu, burun üstü yere çaktığını, her ilişkide güç dengeleri olduğunu, kalplerin kırıldığını, hayat gibi aşkın da trajik olduğunu, ama yine de her şeye değdiğini hatırlatıyordu. Sahnenin bana göre neye hizmet edemediğini, çizgi romanın sayfalarını gördükten sonra anladım. Kendisi de bir lezbiyen olan Maroh’un çizgi ve metninde tutkunun yanı sıra içeriden bakış, samimiyet ve şefkat var. Bana sorarsanız filmin o kritik yedi dakikasında eksik olan şey budur. Geri kalanıysa muhteşem bir karakter incelemesi. Keşke çevrilirken adı İngilizcesinden değil de Fransızca orijinalinden yapılsaydı: ‘Adele’in Hayatı; Bölüm 1 ve 2’. Çünkü o koltukta üç saat sıkılmadan Adele’i izleyeceksiniz. Üstelik kamera size onu o kadar yakından izleme fırsatı verecek ki, o yüzün, o gözlerin, o dudakların tutkuyla açıldığını, ümitsizlikle solduğunu, gözyaşlarıyla ıslandığını, aşkla güldüğünü göreceksiniz. Yakın planlar sayesinde o yüz, üç saat boyunca sizin çalışma alanınız olacak. 

Son söz: Mavi En Sıcak Renktir’i seks sahnelerine indirgemeye kalkan, bu motivasyonla salona giden çok büyük ayıp eder.

 

Banu TUNA

Yorum 0
 

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın.
Giriş yapmak için tıkla!

Gönderildi Öneri Üyelik